İşte Geldim Burdayım ve bir yazı...

 

Esselamü Aleyküm Herkese;

 

Şu aralar biraz daha iyiyim şükür. Sadece cildimde anlamsız bir kaşıntı ve ellerimde ayaklarımda çıkan yaralar, sivilce gibi batıp çıkan şeyler ne ise onun geçmesini diliyorum. (uyuz olmadım ama bir ara olmuştu ne yalan diyeyim:))) Diğer şikayetlerim şükür ki yok denecek kadar az :) Hastalıklarımız inş. günahlarımızın dökülmesine vesiledir. Hastalık sülalemizde dolaşıyor. Önce halamdı, sonra babam, annem, amcam derken biz çocuklar da nasiplendik hamdolsun. Diyorum böyle biri geldi biri gitti safer ayını tam eda edemedik mi yeterince acaba? Hayırlısı diyelim. Tabi Rabbimiz bilir. Biraz daha iyiceyim mesajlarınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Başlangıç olarak bilgisayarımda bulunan yazımı aktarıyorum.Bazen daraldığımda ve yalnızlık hissettiğimde hemen ya kağıt kaleme yada bilgisayarda Word belgesine yada günlüğüme sarılırım :) Bilgisayarımda kim bilir ne zaman karaladığım bir yazımı buldum.

 

Sizinde güzel düşüncelerinizi almak isterim...

 

Allah'a emanet olun Hayırlı Cumalar

 

***

Zavallı bacaklarım öyle yorgun, öyle güçsüz, öyle zayıf ki… Bazen bir adım atmaktan aciz, yürümekten aciz… O kadar ürkek ki bazen… İstiyorsun yürüyemiyorsun. Bir adım atamıyorsun. Başlatamıyorsun bir adımı…

 

Allah CC için bir adım atmak bu kadar mı zor oysa?

 

Düşünsenize Ey arkadaşlarım, kardeşlerim birine hiç durup dururken bir şey verdiniz mi? Hani karşılık beklemeden, hiçbir şey istemeden tamamen art niyetsiz bir şey verdiniz mi? Ufacık bir hediye ya da ne bileyim… Ne kadar kötü olursa olsun karşındaki! Yine de o insanın durduk yere ihtiyacını giderdiniz mi? O kadar kötü o kadar kötü ki bu şahıs size zamanında çok zulmetmiş ya da sizi öyle kırmış öyle kırmış ki içinizden gelerek ona yinede koşar mısınız yardıma ihtiyacı olduğunda?

 

Belki merhamet edersiniz, belki istemeyerek yaparsınız yardım edersiniz, belki nefretle bakar önünden yürür gidersiniz, belki kat be kat fazlasını çektirirsiniz yaptıklarına karşılık. Kim bilir dayanamaz çeker vurursunuz belki. Bilindik insan manzaraları hep bunlar... hep hayatın içinden, yaşanılan şeyler bunlar…Değil mi Canlar!?

 

Fakat düşünsenize Ey Canlar bizi yaratan Rabbimiz böyle bir durumda ne yapıyor? Bizim O’nu defalarca kırmamıza rağmen bize merhamet ediyor. Yaptıklarımıza sabrediyor. Çünkü O merhametlilerin en merhametlisi, sabredenlerin de en sabırlısıdır. Öyle bir sabrı alıyor mu aklın senin? Dön bir bak bakalım arkana… Almadan veren hep O! Öyle merhametli ki Rabbimiz zalimlere karşı öyle sabırlı ki Rabbimiz biz ufacık bir şey gördüğümüzde lanet okuyup, o kötülerin helak olmasını dilerken O hep sabrediyor!  Ve bekliyor… bekliyor…bekliyor…bekliyor…Bir gün teşrif edersin huzuruna diye hep bekliyor…Gitmiyorsun ama yinede sana her şeyini saçıyor hiç bir şey vermediğin halde, dua bile etmekten acizken sen! sana karşılıksız rızık veriyor... ve sen ne yapıyorsun?!  Yetmiyor sana verilenler. Bir de üstüne söyleniyorsun, homurdanıyorsun. Bu durumda sen nankör olmuyor musun?

 

Sorgula bakalım şimdi kendini. Kaç yaşındasın? Bu yaşına kadar ne yaptın? Nasıl yaşadın? Bu güne kadar kaç tane gönül fethettin. Kaç tane arkadaşın var? Bugünün dünden iyi mi? Her geçen gün geriliyor musun yoksa ileriye doğru yürüyor musun veya yerinde mi sayıyorsun? Öyle bir ömür yaşa ki bugün dünden daha güzel olsun. Her geçen gün yeni bir şeyler öğrenmeli ve hayatına geçirmelisin. Eğer ki geriliyorum, yerimde sayıyorum, bir şeyler öğrenmiyorum ya da öğrenemiyorum diyorsan o zaman soruyorum. Hangi dünyayı seçiyorsun? Ebedi hayatı mı? Yoksa yalan dünyayı mı? Ya da yapacağım ama hazır değilim mi diyorsun. Peki, soruyorum yarın için senedin var mı? Yapma be Ey can yalan dünyaya kanma.  Uyma şu şeytana, kanma artık şeytanla arkadaş olmuş nefsine… Bırak terk et her şeyi… Allah için bir adım at… Ufak bir adım örneğin… Genelde yapılması gerekip yapılması unutulan bir şey… Ne gibi mi?

 

Mesela her zaman şükretmelisin ya hani. Düşün bakalım en son ne zaman gerçekten şükrettin? Şükretmekten uzak bırakıyor şeytan bizi dimi? Yaşadığımız her şeyi öyle bir sorun yumağı haline getiriyor ki elindeki güzellikleri fark edemiyorsun bile. Göremiyorsun onları. Onlar ne mi diyorsun? Hep kötüyüm hep sorun mu var diyorsun? Baksana bir kendine... Gözlerin görüyor, kulakların duyuyor, yürüyebiliyorsun.  Bunlardan biri olmasaydı ne yapardın? Biz şükür nedir bilmiyoruz. Rabbimize şükrümüzü yeteri kadar eda edemiyoruz. Edemeyiz de…  Çünkü o kadar kusursuz ve mükemmel ki organlarımız, ne yapsak ne etsek de Rabbimize bunların karşılığını veremeyiz. Şöyle örnek vereyim:

 

“Bir zat-ı muhterem hayatını hep ibadetle geçirmiş ve öldükten sonra Rabbin huzuruna çıktığında. Allah cc sormuş:

-Ey kulum sana nasıl muamele edeyim? Merhametimle mi? Yoksa ibadetlerinle mi?

O şahıs öyle güvenmiş ki ibadetine “Yarabbi demiş bana ibadetlerimle muamele et.”

Sorgu-sual esnasında bir bakıyorlar adamın yaşantısı boyunca gece-gündüz yaptığı ibadetler Rabbinin ona verdiği sayısız nimetler karşısında o kadar az kalmış ki adam bu yüzden cehenneme götürülecekmiş. O zatın yaptığı ibadetler, Allah’ın o kuluna verdiği tek bir gözün dahi şükrünü ödemeye yetmemiş!

Sonra dönmüş demiş ki Allah’ım ne olur bana merhametinle muamele et. Allah CC ona merhametiyle muamele ettiğinde cennetteki yerine kavuşmuş.

 

İbadetlerimizi yapıp Allah’ın merhametine sığınarak umutla bekleyeceğiz. Çünkü Allah CC buyururlar ki : “Kulum beni nasıl bilirse Ben onun karşısına ahirette öyle çıkarım”  

Vaden henüz dolmamış ve bir şansın daha varken, bu tek şansını kaçırma.. E hadi ama! Şimdi durma zamanı değildir. Çalışma zamanıdır.  Sen ki Allah’a inanıyorsun. Namazın kılınması gerektiğini de biliyorsun. Be mübarek o zaman hala neyi bekliyorsun?! Bir baksana giden geri geliyor mu? Ve bir gün ölüm kapını gelip habersizce çaldığında seni feryat figan götürürlerken mezara ne yapacaksın? Yalnız başına ne yapacaksın o karanlık çukurda bembeyaz bir top kefenin içinde.  Şaka mı geliyordur nedir bunlar anlamadım ki?

 

Diyorsun ki bir defa geliyorum dünyaya. Yaşayacağım elbet. Karışma bana bırak beni kendi halime… Yüreğimden dökülen namelerdi bunlar. İçimizde bazı şeyleri tek başına paylaşmadan yaşamanın ne anlamı var ki? Dimi? Hem birşeyler biliyorsak ve bildiklerimizi paylaşmıyorsak, ahirette gelip hesabını sormazlar mı, nedenn neden anlatmadın? Madem biliyordun neden anlatmadın? Layikıyle yapamıyorsam, bazı şeyler nefsime ağır geliyorsa belki sen yaparsın diyedir bunlar.

 

Benim nefsime çıkardığım paye vardır. Dilerim sizlerinde vardır.

 

Selametle…

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !